E-posta, sahip olunan az sayıdaki kanaldan biridir: liste sizindir ve algoritma değişikliklerinden etkilenmez. Bu avantajın karşılığı, izin ve alaka yükümlülüğünün de sizde olmasıdır.
Kanalın en hızlı yıpratılma biçimi, herkese aynı içeriği sık sık göndermektir.
Ağır tasarım okumayı zorlaştırır
Görsel ağırlıklı e-postalar birçok istemcide görseller engellenmiş hâlde açılır ve içerik tamamen kaybolur. Metin ağırlıklı tasarımlar bu riske karşı dayanıklıdır.
Ayrıca ağır tasarımlar mobilde okunabilirliği düşürür; e-posta trafiğinin büyük kısmı mobilde açılır.
İşleyen denge genellikle tek sütunlu, sade ve metin öncelikli bir yapıdır; görsel destekleyici rolde kalır.
Konu satırı içerikten daha çok emek ister
Açılmayan bir e-postanın içeriği ne kadar iyi olursa olsun etkisi yoktur. Konu satırı bu nedenle iletinin en kritik parçasıdır.
Abartılı ve merak tuzağı kuran konu satırları açılma oranını kısa vadede artırır ama içerik beklentiyi karşılamadığında abonelikten çıkma oranını yükseltir.
Ön izleme metni de çoğu zaman ihmal edilir; oysa konu satırının devamı gibi çalışır ve bağlam ekler.
Segmentasyon, sıklık sorununu çözer
Gönderim sıklığı tartışması genellikle yanlış kurulur. Sorun sıklık değil alakadır; ilgisiz içerik ayda bir bile gönderilse rahatsız eder.
Davranışa göre bölümleme — hangi sayfaları gezdi, neyi satın aldı, neye tıkladı — aynı listeye farklı içerikler göndermeyi mümkün kılar.
Bölümleme karmaşık olmak zorunda değildir; birkaç anlamlı ayrım bile belirgin fark üretir.
İzin ve çıkış kolaylığı hukuki zorunluluktur
İzinsiz gönderim hem hukuka aykırıdır hem gönderim itibarını kalıcı olarak zedeler. Satın alınmış listeler bu iki riski birden taşır.
Abonelikten çıkış bağlantısının kolay bulunur olması da zorunludur. Zorlaştırılmış çıkış, kullanıcıyı spam bildirimine yönlendirir ve bu, çıkıştan çok daha zararlıdır.
Erişilebilirlik e-postada da geçerlidir
Yeterli kontrast, okunabilir punto ve görsellerde alternatif metin; e-posta için de gereklidir. Tek bir büyük görselden oluşan e-postalar ekran okuyucular için tamamen boştur.
Bağlantı metinlerinin açıklayıcı olması da aynı kapsamdadır.
Ölçüt açılma oranından fazlası olmalı
Açılma oranı ölçümü giderek güvenilmez hâle geldi. Tıklama, sitede gerçekleşen eylem ve abonelikten çıkma oranı daha anlamlı göstergelerdir.
Nihai ölçüt ise listenin zaman içindeki sağlığıdır: büyüyor mu, etkileşim koruyor mu, yoksa eriyor mu?
Gönderim itibarı
E-postalarınızın gelen kutusuna mı yoksa spam klasörüne mi düşeceği, büyük ölçüde gönderim itibarınıza bağlıdır. Bu itibar, açılma ve şikâyet oranlarıyla zaman içinde oluşur.
Etkileşimde bulunmayan aboneleri listeden çıkarmak, listeyi küçültse de itibarı korur ve ulaşan e-posta sayısını artırabilir. Büyük ama ölü liste, küçük ve aktif listeden daha az sonuç üretir.
Otomatik akış mı, kampanya mı
Tek seferlik kampanyalar dikkat çeker ama tekrarlanabilir değildir. Davranışa bağlı otomatik akışlar ise bir kez kurulur ve sürekli çalışır.
Çoğu markada en yüksek getirili e-postalar otomatik olanlardır: hoş geldin serisi, terk edilmiş sepet, satın alma sonrası takip. Kampanyalar bunların üzerine gelir.
Test edilmesi gerekenler
Konu satırı en sık test edilen ögedir, ancak gönderim zamanı, gönderen adı ve eylem çağrısının konumu da ölçülebilir farklar üretir.
Küçük listelerde test için yeterli hacim olmayabilir; bu durumda değişiklikleri sırayla uygulayıp eğilime bakmak daha gerçekçidir.
Özet
E-postada tasarımın işi okumayı kolaylaştırmaktır. Metin öncelikli sade yapı, emek verilmiş bir konu satırı ve davranışa göre bölümleme; sıklık tartışmasını alaka tartışmasına çevirerek çözer.
Bu yazıda anlatılan çalışma e-posta pazarlama kapsamında yürütülür.